29 Ekim 2009
Türk Ocakları Balıkesir Şubesi’nden
TÜRK MİLLETİNE,
Büyük Türk milleti, 29 Ekim 2009 Türkiye Cumhuriyeti’nin 86. kuruluş yıl dönümüdür. Bayram olarak kutladığımız bu gün, Türk milletinin en büyük millî ve resmî bayramıdır. Bütün Türk milletinin Cumhuriyet bayramı kutlu olsun.
Millî bayramlar, milletlerin tarihlerindeki büyük sevinç ve heyecan günleridir. Millî heyecanlar millî bayramlarla tazelenir ve yaşatılır. Cumhuriyetimizin 86. yılını kutladığımız bu Cumhuriyet Bayramı da millî duygu ve heyecanlarımızın tazelenmesine, millî şuurumuzun yeniden uyanmasına vesile olmalıdır. Çünkü milletleri yaşatan, millî duygu ve millî şuurlarıdır. Çünkü milletler, “kan birliği” değil; “ortak duygu ve şuur birliği”dir.
Türkiye Cumhuriyeti, Göktürk Devleti’nden 1400 yıl sonra yeniden “TÜRK” adıyla yani milletimizin adıyla kurduğumuz “millî” devletimizdir. Cumhuriyet Bayramımızı bunun farkında ve şuurunda olarak kutlamalıyız.
Türkiye Cumhuriyeti, “haysiyetli ve şerefli bir millet” olarak yaşayabilmek için verdiğimiz İstiklâl mücadelesinden sonra, “MİLLÎ DEVLET” olarak kurulmuştur. Millî devlet, “kurucusu ve sahibi bir tek millet olan devlet”tir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu da sahibi de büyük Türk milletidir.
Büyük Türk milleti, Atatürk’ün önderliğinde, “ya istiklâl ya ölüm” parolası ile Millî Mücadele’ ye atılmış; Türk milletinin şeref ve haysiyeti demek olan istiklâlini kazanmıştır. Çünkü, milletlerin haysiyet ve şerefleri, ancak millî istiklâlle mümkündür. İstiklâlden mahrum bir millet, millî haysiyet ve şerefini de kaybeder; sömürgeleşir.
İstiklâl, hiçbir yabancı devletin ve gücün istek ve iradesine boyun eğmeden yaşamakla mümkündür.
Ne var ki 86. yılını kutladığımız şu Cumhuriyet bayramı günlerinde Türk milleti olarak içimiz buruk, gönlümüz kırıktır. Zira, milleti, “TÜRK”; dili, “TÜRKÇE”; devleti, “TÜRKİYE CUMHURİYETİ” nihayet 12. yüzyıldan beri adı, “TÜRKİYE” olan ülkemizde, yerli işbirlikçiler, yabancı şer güçlerin de desteğiyle, “küreselleşme”, “özelleştirme”, “mozaiklik”, “çok kültürlülük”, “demokrasi”, “insan hakları”, “azınlık hakları”, vs . vs. ve nihayet “demokratik açılım” kavramları arkasına sığınarak millî varlığımız üzerinde oyunlar tezgâhlamaktadırlar.
Türk milleti!
10 bin yıllık tarihi olan milletimize, son yağmurla yer yüzüne düşmüş bir varlık gibi “kimlik” aranmakta, adı Türkiye olan ülkemizde “Türk kimliği” tartışmaya açılmaktadır. “Çok kültürlülük”, “kültürel zenginlik”, “mozaiklik” propagandaları ile büyük Türk milleti kendi ülkesinde “etnik” unsur derecesine indirilmeye çalışılmaktadır.
Devleti, “TÜRKİYE CUMHURİYETİ” , kurucusu ve sahibi TÜRK MİLLETİ olan ülkemizde “Türküm” demek nerdeyse ayıp veya suç haline getirilmeye çalışılmaktadır.
Devlet kurucumuz Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene” sözünden rahatsız olanlar, Avrupa Birliği ilerleme raporlarında, “Atatürk’ün her türlü hatırasına alenen hakaret etmeyi ve sövmeyi” yasaklayan 5816 sayılı kanunun kaldırılmasını isteyecek kadar ileri gidilmesine ses çıkarmamaktadırlar.
Atatürk’ün mensubu olduğu Cumhuriyetimizin koruyucusu ve kollayıcısı, “Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş ifadesi”, milletimizin göz bebeği Türk ordusu her gün bir vesileyle hedef tahtası haline getirilerek yıpratılmaya çalışılmaktadır.
Bütün bu şartlar altında, Cumhuriyetimizin 86. yılında kutladığımız Cumhuriyet bayramında bir taraftan millî heyecanımızı tazelerken bir yandan da olanların muhasebesini, muhakemesini yapmalıyız.
Tekrar hatırlatalım:
Türk milleti olarak Atatürk’ün önderliğinde verdiğimiz Millî Mücadeleyi, Atatürk’ün ifadesiyle, “Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamak” için vermiştik. Türkiye Cumhuriyeti, bu anlayış ve şuurla kurduğumuz “millî” devletimizdir. Batılıların bin yıldır değişmeyen büyük hedefleri, “Türksüz bir Anadolu”dur. Bugün, dış ve iç şer güçler, bu hedefte birleşmişlerdir. Bu hedefin önündeki engel, Türk milleti, “millî” Türkiye Cumhuriyeti devleti, Atatürk ve kahraman Türk ordusudur. Onun için her fırsatta bu hedeflere saldırılmaktadır. Türk milleti olarak artık uyanıp bu büyük oyunu görmeliyiz. Kutladığımız büyük Cumhuriyet Bayramı buna vesile olmalıdır.
Bu oyunları bozmak için ne yapmamız gerektiğini, Atatürk, şu ifadeleriyle ap açık ortaya koymuştur.
Atatürk diyor ki:
“Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak evvelâ bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen bütün davranış ve hareketlerimizle gösterelim. Bilelim ki millî benliğini bulamayan milletler, başka milletlerin avı olurlar.
Millî varlığımıza düşman olanlarla dost olmayalım. Böylelerine karşı bir Türk şairinin dediği gibi,
‘Türküm ve düşmanım sana, kalsam da bir kişi’
diyelim.
Düşmanlarımıza bu hakikati ifade ettiğimiz gün, istikbalimize yan bakan her ferdi düşman telâkki ettiğimiz; millî benliğimize uzanacak her eli şiddetle kırdığımız; milletin önüne dikilecek her engeli derhal devirdiğimiz gün, gerçek kurtuluşa ulaşacağız.”
Tek çare, Atatürk’ün bu anlayış ve mantığına sahip çıkmaktadır.
Bu duygularla,Cumhuriyet Bayramımız tekrar kutlu olsun
Ne mutlu Türküm diyene.
İsmailACAR
TürkOcakları
Balıkesir Şubesi Başkanı
Tarih: 2009-11-05 10:03:50
112 okundu