TOGM
    
ANA SAYFA | TARİHÇE | TÜZÜK | YAYINLAR | SİTE HARİTASI | İLETİŞİM | ÜYE GİRİŞİ  
Üye Adı
Şifre
Henüz üye değilseniz, Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
UNUTULMAYAN İSİMLER:
 Doğu Türkistan’ın Kaplan Kürklü Kahramanı: ALİBEK HAKİM >>>

· OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ (D. 1917- Ö. 10 Kasım 1983) >>>

[ Devamı Unutulmayan İsimler Bölümünde ]
UNUTULMAYAN YAZILAR:
 TARAFSIZLIK >>>

· ÜLKÜCÜ OLABİLMEK ÜLKÜSÜ (Galip ERDEM) >>>

[ Devamı Unutulmayan Yazılar Bölümünde ]


[ Yeni Kitaplar ]
Şu an sitede, 13 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Henüz üye değilseniz, Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
  

     
 .

Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri GÜRGÜR'ün TRT Yayınlarıyla İlgili Olarak TRT Genel Müdürü Yücel Yener'e Mektubu
(1 Şubat 1999)


29.1. 1999 Cuma günü saat 21.30 dan itibaren TRT - 2 kanalında yayınlanan "Dünyaya açılan pencere" isimli programın mahiyetinden haberdar mısınız, bilmiyorum?

Bilginizin olup olmamasının TRT Genel Müdürü sıfatıyla sorumluluğunuzu değiştirmeyeceği açıktır. Ancak söz konusu programı mutlaka izlemenizi ve sıfatınız bir yana, bir Türk münevveri olarak böylesine ideolojik kurgu yüklü bir yayının bir Devlet kurumunun imkânlarıyla nasıl olup da bu derece fütursuzca, pervarsızca yapılabildiğini görmenizi isterdik.

Hemen belirteyim ki, TRT'nin bu doğrultudaki yayını bundan ibaret değildir. Başta TRT - 2 olmak üzere çeşitli kanallardan yapılan neşriyatın gün geçtikçe solcu düşünce ve ideolojiklerin etkisi altında kaldığı görülüyor ve bu durum özellikle kültür ve sanat programlarında daha bariz bir hâl alıyor. Kurumun kuruluş ve işleyiş ilkelerini belirleyen mevzuatın buna izin vermemsine rağmen, doğrudan yönetim tercihlerinden kaynaklanan bu gelişme, TRT'nin üzerine gittikçe yoğunlaşan bir örtü hâlinde kaplamakta, bir Devlet kurumu göz göre göre, fiilî durum yaratılmak suretiyle, solun propaganda ve ajitasyon âleti durumuna dönüştürülmektedir.

Bunun son bir örneğini yukarıda zikrettiğim programda elem duyarak, esef ederek müşahede ettik. Burada sözde Cumhuriyetin 75. nci yıldönümü vesile edilerek birer "Cumhuriyet kurumu" oldukları gerekçesiyle Halk Evleri ve Köy Enstitüleri konuları seçilmiştir. Konuşmalar esnasında bu doğrultudaki yayının önümüzdeki haftalarda da sürdürüleceği kemal-i iftiharla açıklandığına göre, TRT yetkilileri sol ajitasyon çalışmalarını düzenli şekilde devam ettirmek niyetinde görünüyorlar.

Sayın YENER;

Türkiye'de siyasî ve sosyal konulardaki münakaşa ve mücadeleleri takip eden herkes bilir ki; Halk Evleri ve Köy Enstitüleri, sosyal demokratlardan, marksistlere, Stalin'cilerden, Mao'culara kadar solcu yelpazenin her nüansının vazgeçilmez konuları ve romantik tutkularıdır. Bunların hangi gerekçelerle "Cumhuriyet'in kurumları" adıyla TRT tarafından yüceltildiğini biz anlamıyoruz; sizin de ikna edici bir gerekçenizin olabildiğini sanmıyoruz. Bu durumda, birileri kendi düşüncelerinin propagandası için TRT'yi âlet ediyor, Genel Müdür sıfatınızla siz de durumu kabullenme mevkiinde kalıyorsunuz demektir. Bu tablodan hoşnut olup olmamanız şüphesiz kendi tercihinizdir; ancak toplumda solcular gibi düşünmeyen, onlarla çok farklı hüküm ve tespitlere sahip insanların varlığını dikkate almak, hem görev sorumluluğunun bir gereği hem de demokratik nizâmın asgari şartıdır.

Sayın YENER;

Bu programın yapımcısı olduğunu öğrendiğim ve kendisine ancak yayından sonra ulaşabildiğim Sayın Filiz OZANKAYA'ya telefonda bâzı sorularım oldu. Kurumun en yetkili kişisi olarak bu sorularımı size de yöneltmeyi zaruri görüyorum:

1- "Cumhuriyet'in kurumları" olmak sadece Halk Evleri ile Köy Enstitülerine münhasır bir imtiyaz mıdır?

Türkiye Devleti'nin kuruluş felsefesini temsil eden, Millî Devletin vücut bulmasındaki rolü ve etkisinin dışında, 1912-1931 yılları arasındaki esas yapılanma döneminin en etkili kültür kurumu ve rejimin sivil toplum teşkilâtı hüviyetine sahip "Türk Ocakları" objektif ve ciddî bir program anlayışı çerçevesinde nasıl gözardı edilebilir?

2- halk Evleri ve Köy Enstitüleri'nin lehinde olduğu kadar aleyhlerinde de çok şeyler söyleyip yazılmasına rağmen, böyle bir programda hep yandaşların toplanması garip değil mi? Kaldı ki kültür, eğitim ve düşünce hayatımızın bunlarla sembolize edilmesine yönelik yorum ve izâhlar, solcu ve Marksist bir bakış tarzının eseridir. Yakın tarihimizin böyle bir perspektife tâbi kılınarak çarpıtılması TRT'nin yayıncılık ilkelerinin fütûrsuzca çiğnenmesi anlamını taşımıyor mı?

3- Sayın Ozankaya yapımının münakaşa ve tartışma ortamı mahiyetinde olmadığını telefonda ısrarla vurguladı. Bu durum da daha da garip bir tablo ortaya çıkıyor; Devlet imkanları sadece ve sadece belirli bir görüşe açık tutulmak suretiyle ideolojik ambargo uygulanıyor. Bu program dahil olmak üzere, bu kabil platformlarda demokrat ve özgür düşünce ortamı özlemi sık sık vurgulanıyor. Bu evrensel değerler yalnız solcu fikirlerin çeşitli versiyonlarının yararlanabilecekleri bir özel tahsis alanı mıdır?

Hem demokrat olma iddiasında olacaksınız, hem de tarih, kültür ve sosyal konularda farklı düşünce sahiplerinin kapılarınızı sımsıkı kapatacaksınız! Bunun objektiflik, bilimsellik ve özgür düşünce gibi kılıflarla kapatılmayacak etik bir aykırılık teşkil ettiği aşikârdır. Bunun tipik tezahürü Halk Evleri, Türk Ocakları'na karşı ulu orta savunulurken, Türk Ocağı yetkililerinin görüşlerinin sorulması gibi asgari nezâket ölçülerinin dahi hatırlanmayışıdır.

Bu iki kurumun yakın tarihimizdeki yerleri, hüviyetleri ve çalışma üslûpları bir yana, özellikle Halk Evleri'nin son dönemlerdeki konumu, ortadadır. Bu kuruluşun pankart ve flamalarının, Marksist komünist, ve PKK yandaşlarının tanzim ettikleri Devlet ve düzen aleyhtarı gösterilerindeki resimleri çeşitli gazetelerde yayınlanmıştır. Bunları, ilgili yayın organlarından isterseniz siz de temin edebilirsiniz. Ancak bu görüntüler yönetmenlerinizi rahatsız etmiyor ki, böyle bir programı hazırlayıp sunmakla mahzur görmüyorlar.

Sayın YENER; bu tarz ve muhtevâda, yayımlarla TRT'de bir kesimin fikri ve siyasi propagandasını yapmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Çünkü bu kurum bütün toplumun müşterek malıdır; özel bir kuruluş, şahsi bir mekân ve çiftlik değildir. TRT Genel Müdüründen, başlayarak Kurumun bütün yetkili kişi ve makamlarının mevzuatın öngördüğü tarafsız yayıncılık ilkelerine ve Cumhuriyetin "Yüksek Türk kahramanlığı ve Milli Kültüre" müstenid olduğu şeklindeki kesin tespitlerini unutarak, yahut unutturarak, bir kısım ilkelerini şahsi düşüncelerini ve ideolojik kalıplarına göre yorumlayarak icraat yapmak verilen yetkilerin sorumsuzca aşılması anlamı taşır.

Özellikle TRT-2 de hazırlanan kültür ve sanat programlarındaki kitap tanıtma programları, sohbetler dahil, Türk Milliyetçisi olmak; milli kültür savunmak, derin bir mahkumiyet anlamı taşımaktadır. Bu düşünce sahipleri görmezlikten gelinir, neşriyatları, faaliyetleri zikre değer bulunmaz; adeta düşünme özürlüler ve toplumsal parya muamelesine müstahak sayılırlar.

Başka bir ifadeyle TRT'nin makûl fikir ve sanat adamı ölçülerine uygun görebilmek için solcu olmak asgari şarttır, zarurettir.

Bu hükümlerin hiç de abartılı olmadığı, özellikle TRT-'nin kültür ve san'at adına yaptığı programların isim ve muhteva olarak objektif bir dökümünün yapılması hâlinde rahatlıkla görebilir.
Genel Müdür sıfatıyla sizin yaptıracağınız araştırma ve tespitin bizi teyid edeceğinden eminiz. Bunun yapılmasının, sorumluluk icabı olduğu kadar, fikri ve manevi bir vecibe olduğu kanaatindeyiz. Çünkü bütün modernleşme tarihimizde müstemleke aydını zihniyetiyle hareket eden, toplumun inançlarına, değerlerine, milli kültüre karşı olmayı ilericilik, demokratik ve halkçılık sayan insanlar hep var olmuştur. Bu gün de mevcudiyetlerini yadırgamıyoruz. Ancak bunların, Milli Devleti, milliyetçi zihniyet ve anlayışla kuran Atatürk'e, esas hüviyetinin dışında anlamlar yüklemeye çalışarak, ideolojik yapılarına elverişli zemin hazırlamaya matuf çabalarında TRT'yi vasıta yapmalarının haklı ve mâkul bir tarafını göremiyoruz ve tutumu Atatürk'e yapılan büyük bir saygısızlık olarak nitelendiriyoruz.

Sayın YENER;
Size bu mektubumuzu bir TRT programında 87 yıllık milli bir kültür kurumu olan Türk Ocakları'na karşı yapılmış haksızlığın şikâyetçisi olarak değil; bundan çok ötede bu milli kurumu zihni plânda fiili bir işgale tabi tutmaya çalışan düşünce ve zihniyete karşı uyarmak ve göreve çağırmak maksadıyla yazıyoruz.
Cumhuriyetimizin bütün ilkeleriyle tam ve eksiksiz olarak, daha da önemlisi sol ideolojik yorumlarla çarptırılmadan, bilimin objektiflik kurallarına uygun bir tarzda benimsenmesi için, TRT'nin, solcu ideolojilerin sistemli şekilde propagandasının, tanıtımının yapıldığı "tahsisli alan" olmaktan kurtarılması en bütün dileğimizdir.

Saygılarımla.

  
GENEL BAŞKANDAN
GÜNDÜZ AKTAN: GEÇ BULDUK ÇABUK KAYBETTİK
Nuri Gürgür
20 Kasım 2008
Nuri GÜRGÜR

MHP İstanbul Milletvekili Sayın Gündüz Aktan’ın vefatı, mili şuur sahibi, çok yönlü, birikimli, özellikle Dış Politikada yararlı olabilecek bir beyinden ülkemizin artık yoksun olduğu anlamına geliyor.
Sayın Aktan’ı emekli olduktan sonra gazete yazarlığıyla tanıdık. Sol bir gazetenin, genel yayın politikalarına zıt, ancak konulara vukufiyetini ilk günden itibaren gösteren yazı tarzıyla kendine özel bir okuyucu kitlesi oluşturmuştu.  
>>>

Kurbanlarınızı Türk Ocakları vasıtasıyla kestirebilirsiniz >>>
FİKİR MEYDANI
TÜRK-YUNAN NÜFUS MÜBADELESİ
Dr. Yonca ANZERLİOĞLU
Mübadele Türk-Yunan ilişkileri açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. İki ülke Lozan Barış Konferansı sırasında henüz anlaşma imzalanmadan önce karşılıklı olarak bir nüfus değişimi yapmaya karar vermişlerdir. Aslında bu tür bir değişim ilk defa Lozan görüşmelerinde gündeme gelmemiştir. >>>

[ Devamı Fikir Meydanı Bölümünde ]
VEFAT ve BAŞSAĞLIĞI
ÇEŞİTLEME
CEHALET Mİ? İHANET Mİ?
Mehmet YILDIRAN
Aydın geleneğimiz modern anlamda oluşmaya başladığı dönemden bu zamana kadar yaşadığı çıkmaz günümüzde de doğduğu yer olan “Bab-ı Ali tercüme odası” karakterinde -zaman zaman münevver olarak görünse de- kendine çizilen yoldan fazla ayrılmadan devam ediyor. >>>

[ Devamı Çesitleme Bölümünde ]
KİTAP TANITIMLARI
RÖPORTAJ
Doç. Dr. Çağrı ERHAN: ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE K.IRAK’TA KOSOVA BENZERİ BİR SÜREÇ YAŞANABİLİR
Söyleşi: Ömer BEKEÇ – Ayşe ÇALIŞKAN
Son ABD Başkanlık seçimleri daha öncekilerden hayli farklı olarak, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çok yakından izlendi. Bunda baş etken, beyaz olmayan birinin Demokratlar’ın adayı olarak seçime giriyor olmasıydı elbette. Ocak ayında görevi resmen devralacak olan Barack Obama’nın seçim zaferi, belki de sırf zenci olduğu için özellikle üçüncü dünya ülkelerinde yaşayan insanların birçoğunda sevinç yarattı. >>>

[ Devamı Röportaj Bölümünde ]
ŞUBELERDEN DUYURULAR

ESKİŞEHİR ŞUBESİNDEN PERŞEMBE SOHBETLERİ - 20 Kasım 2008 – 27 Kasım 2008

BURSA ŞUBESİNDEN CUMA SOHBETLERİ PROGRAMI - 21 Kasım 2008 – 26 Aralık 2008

NİĞDE ŞUBESİNDEN KONFERANS - 21 Kasım 2008

SAMSUN ŞUBESİNDEN 2008 KIŞ DÖNEMİ KONFERANSLARI - 22 Kasım 2008 – 10 Ocak 2009

MALTEPE ŞUBESİNDEN KONFERANS - 22 Kasım 2008

KONYA ŞUBESİNDEN CUMARTESİ SOHBETLERİ - 22 Kasım 2008

MARMARA BÖLGE TOPLANTISI - 23 Kasım 2008

[ Devamı Duyurular Bölümünde ]

TÜRK DÜNYASINDAN HABERLER

·  GÜL: KARDEŞLİĞİMİZ BARIŞI GÖZETİYOR
TRT, 21 Kasım 2008

·  ŞAYMİYEV RESTİ ÇEKTİ
Türk Gündem, 21 Kasım 2008

·  TKPA İMZASI BU HAFTA ATILIYOR
Türk Gündem, 19 Kasım 2008

[ Devamı Haberler Bölümünde ]
TÜRK OCAKLARINDAN HABERLER
  
Türkocağı Caddesi, Prof. Dr. Osman Turan Sokağı Nu:1 Balgat / ANKARA
Tel: (0312) 284 35 90 - 94 Belgegeçer: 284 31 23
(e-posta: turkocagi@turkocagi.org.tr) www.turkocagi.org.tr